Spor, siyaset, sosyal medya, magazin, televizyon programları hakkında yazı ve yorumlar

.

Burak ma Yılmaz...

Burak Yılmaz - Trabzonspor
Geçen sezon ikinci yarının ortalarıydı. Trabzonspor şampiyonluk yolunda emin adımlarla yürürken kaptanımız Egemen Korkmaz hakkında başka taımlara transfer oluyor diye medyada çarşaf çarşaf yazılar çıkıyordu. Kendisine o kadar güvenmiştik ki yazan çizen herkese etmedigim/etmedigimiz küfür kalmamıştı. Sonuç; sessiz sedasız Egemen gitti. Biz de kendisine bu kadar güven duydugumuz için yazan herkesden özür diledik.

Burak Yılmaz,

Daha önce İstanbul takımlarında oynadı ama istenilen verim alınamadıgı için bu takımlarda tutunamadı. Son duragı Fenerbahçe'de forma şansı bulamayan Burak Yılmaz hayatındaki en önemli dönüm noktası olarak Trabzonspor'la anlaştı.



Trabzonspor ve Şenol Güneş ile bambaşka bir Burak vardı artık. Geçtiğimiz sezon ilk maçlarda hepimize saç baş yoldurdu. Öyle goller kaçırıyordu ki Şenol hoca nasıl bu kadar sabrediyor diye sitem ediyor hatta kızıp isyan ediyorduk. Fakat inandıgımız Şenol hoca'nın da bir bildiği olmalıydı. Her gün onunla birlikte olan, antreman yapan, onu hazırlayan kendisiydi.

Şans mı dersiniz, çalışmak mı dersiniz adına bilmiyorum ama o bitti denen adam çok farklı şeyler deniyor nerdeyse imkansız diye adlandırılabilecek şeyler yapmaya başlıyordu. Şampiyonluk aha gitti derken kırık burnu ile hayır hayır ben varım bırakmam, yılmam diyordu. Attıgı krtik goller, mücadele, hırs ve çalışkanlıgı ile henüz tescillenmemiş şampiyonlugun mimarlarının başında yer alıyordu.

Sezon başında Trabzonspor ile sözleşmesinde iyileştirme yapılarak karşılıklı süresi uzatıldı.

Spor toto süper lig başlarken geçen sezon en iyi anlaştıgı takım arkadaşı Selçuk İnan'ın Avrupa'ya (Mecidiyeköy) transfer olmasından sonra yine malum medya ve taraflarında Selçuk olmadan Burak gol atamaz söylemleri başladı. Burak Yılmaz ise aksine ligin ilk 10 haftasında oynadıgı 8 maçta 13 (+1) gol ile bırakın Türkiye ligini Avrupa liglerinin yıldızları kıyaslanmaya başladı. Yine Avrupa şampiyonası eleme ve play off maçlarında milli takımımızın vazgeçilmez gol umudu oldu.

Tabii malum medya boş durur mu? Bir kaç gündür dillerde, kalemlerde Burak Yılmaz'ın taliplerini yazmaya, konuşmaya başladılar. Ronaldo, Messi kıyaslamaları Milan vb. takımların onu izleyecekleri hemen transfer edecekleri senaryoları dönmeye başladı.

Geçen sezon nerdeyse bir iki transfer ile mükemmele ulaşacak takımın büyük çoğunlugunu dağıtan yönetime güvenmeyen bazı taraftar ve taraftar sözcülerinde bu türküye ayak uydurdular. Sosyal medyanın Trabzonspor cephesinde bir kaç gündür Burak gider, şu kadar bonservis ile serbest kalır, yönetim tutamaz tartışmaları başladı.

Sütten ağzı yanan ben, tartışmaları takip edip açıkcası gider veya kalır gibi emin cümleler kuramıyorum. Kime baksam o haklı gibi.

Gelelim Burak Yılmaz cephesine;

Başarıya aç bir camianın, futbolcusuna gözü gibi bakan ödemelerini zamanında yapan bir yönetimin, ögretmen ve baba bir teknik direktörün, eksikleri olsada yeni oluşmuş iyi bir takımın yıldızı olmuşsun. Türkiye liginde zirvedesin. Şampiyonlar liginde oynuyorsun. Bundan iyisi Şam'da kaysı değil mi?

Güzel kardeşim;

Seninle gurur duyuyoruz. Özlemlerimizin umudu oldun. Dün seni kapı önüne koyanların oyununa, gazına gelme. Dogru bildigin şeyi yani Şenol hocanın dediklerini yap. Emin ol bunlar daha başlangıç. Efsanemiz ol. Sen büyü seninle birlikte biz de büyüyelim. Güneş'li günlerin güldüren yüzü ol. Emimin tüm taraftarın ortak tek sözü Burak'ma dır.

Unutmadan önümüzde senin gollerini bekleyen Hırvatistan kalesi var. Bu ülke futbolunun ve bu milletin sana ihtiyacı var.

Biz seni aşağıda ki video'da ki gibi biliyor ve hep böyle istiyoruz.

Allah yardımcın olsun güzel kardeşim.